Bu hafta danışanlarımdan ne öğrendim! 13 Aralık

Psikoterapi sürecinin hem terapist hem psikolog için çift yönlü bir “öğrenme” süreci olduğundan geçen haftaki yazımızda bahsetmiştik. Bu hafta danışanlarımla aramızda geçen terapist danışan diyaloglarımızın bir bölümü aşağıdadır.

Psikolog danışan diyalogları ile bu hafta danışanlarımdan:

  • Danışanın terapisti ile kurduğu ilişkinin yansıması olduğunu, danışanı bununla yüzleştirdiğinizde kendi ile ilgili pek çok farkındalık kazandığını. İlişki kurma konusunun, terapinin en önemli öğelerinden biri olduğunu ve kişinin kişilik yapısı hakkında pek çok bilgi barındırdığını.
  • İlişkilerdeki hayal kırıklıklarının zamanla birikerek kişiler arasındaki güveni yitirmesi ile yavaş yavaş saygının da yok olduğunu. Sevginin saygı ve güven olmadan tek başına bir ilişkiyi sürdürmeye yetmediğini. Böyle bir ilişkinin uzun ömürlü olmayacağını. Pek çok ilişkideki temel sorunlardan birinin bu olduğunu. Uçurumun kenarına gelmeden maalesef çiftlerin bunu göremediğini.
  • Karşıdaki kişinin ihtiyacını anlamadığımız sürece gerçek sağlıklı bir iletişim kuramayacağımızı. Farklı frekanslarda olunduğunda birbirimizi duymayacağımızı ve anlamayacağımızı, bunun da karşılıklı öfke yaratacağını. Öfkenin ilişkinin bir numaralı kurdu olduğunu ve çözülmezse kurdun ağacı kuruttuğu gibi ilişkiyi kurutacağını.
  • En garantili mutsuzluk kaynağının kendi dışındaki herkesin mutluluğunu düşünmek olduğunu. Günün sonunda elde kalanın “Beni kim düşünecek?” sorusu olduğunu. Verme – alma dengesi bozulduğunda aslında tüm ilişkilerdeki dengelerin bozulduğunu ve kişinin kendini yalnız, güçsüz ve hatta çaresiz hissettiğini.

Öğrendim.

Bunları okurken “Evet, bu benim sıklıkla yaşadığım bir durum. Böyle hissettiğim zamanlar oluyor.” dediğiniz noktada Etiler/Levent’te bulunan psikolojik danışmanlık merkezimizi arayıp randevu almaktan çekinmeyin.