Çiftler arasındaki kıskançlık

0
12

Kıskançlık kişilik özelliği midir? Partnerimiz mi bizi kıskanç yapar?

Kıskançlık bir kişilik özelliği değildir. Çünkü bir şeyin kişilik özelliği sayılabilmesi için bunun süreklilik göstermesi gerekmektedir. Örneğin titiz, cimri, kibirli gibi kişileri tanımlarken kullandığımız sıfatlar devamlılık gösterdiği için birer kişilik özelliği iken kişinin belli bir olay karşısında gösterdiği davranış kişilik özelliği olarak sayılamaz. Kıskançlık da bunlardan biridir. Kişiyi ilişkilerde partneri ya da herhangi bir sebep kıskanç yapmaz. Kıskançlık kişinin 2-3 yaş aralığında oluşturduğu bir duygudur. Temelinde elindeki sevgiyi paylaşamamak yatar. Özgüven eksikliğiyle pekiştirilen kıskançlık kişide kaybetme korkusunu perçinler. Özgüveni yüksek kişilerde kıskançlık daha nadir görülen bir durumdur. Çünkü onlar olayın sebebini bilir ve kendilerine “ ben ne kaybedebilirim ki?” diye sorarlar.

Kıskançlığın ruh sağlığımıza etkileri nelerdir?

Her insanın içinde bir nebze bulunan kıskançlık aşırıya kaçtığında tehlikeli olmaya başlar. Fransız La Rochefoucauld “Kıskançlık şüphenin olduğu yerde boy verir. Şüpheden kesinliğe geçtiğimiz anda ise ya deliliğe dönüşür ya da kayıplara karışır.” diye tanımlamıştır kıskançlığı. Kişinin kendisini kıskançlığa kaptırmasıyla zihni büyük oranda ele geçirilmişe benzer. O konudan ya da kişiden başka bir şey düşünemez.

Kıskançlık eşler arasında bir sorun mudur yoksa olması gereken bir bağ mıdır?

Kıskançlık partnerimizi ve kendi zihnimizi rahatsız etmeyecek şekilde olursa ilişkideki bir renk diyebiliriz. Çiftler bu şekilde önemsendiklerini, sevildiklerini ve partneri için gözde olduğunu hisseder. Hiç kıskanmamak ilişkide aşkın olmaması şeklinde yorumlanabilir. Ama giderek artan kıskançlık beraberinde tartışma ve şiddeti getiriyorsa bu ilişkiye zarar verir. Huzur ve sevgi artan kıskançlıkla beraber ilişkideki yerini mutsuzluğa ve bıkkınlığa bırakır.Her zaman bir durumun optimum değeri idealdir diyebiliriz.

Kıskançlık bir sevgi göstergesi midir?

Kıskançlık özellikle ilişkilerin ilk günlerinde yoğun olarak yaşanan bir duyguyken zamanla yerini güven ve sadakate bırakır. Birbirini gerçekten seven iki insanın az da olsa kıskanması normaldir. Partnerinizin sizi kıskanmamasından şikayetçiyseniz bunu bir ölçekle ölçebilirsiniz. Eşinizin kıskançlığına 100 üzerinden 0 diyebiliyorsanız bunun incelenmesi gerekir. Ama 100 üzerinden 30-40 ise ve size göre bu kıskançlık değilse bu durumda sizin de terapiye gitmeniz gerekebilir.

Kıskanmadan duramıyorum, ilişkim kötüye gidiyor. Ne yapmalıyım?

Sorunun sizden mi yoksa partnerinizden mi kaynaklı olduğunu bulduktan sonra yapmanız gereken sizi bu düşünceye iten şeyin ne olduğunu bulmaya çalışın. Kıskaçlıkla beraber yaşadığınız duyguları analiz edin. Bu duyguların temelinde geçmişte yaşadığınız yaraların izleri mi yatıyor ya da şu andaki ilişkinizdeki güven eksikliğinden mi kaynaklanıyor bunu belirledikten sonra sorunlara tarafsızca bakmaya çalışın. Objektif bir şekilde kıskandığınız olayı yorumladığınızda daha sakin kalabileceğinizi fark edeceksinizdir. İlişkinizi kaybetmek istemiyorsanız kendinizle birlikte partnerinize de saygı duyup aradaki güven bağını kuvvetlendirmeye çalışabilirsiniz. Bunun için de bir uzmandan yardım almak en doğru seçenek olacaktır.

Kıskanmanın psikolojik nedenleri

Kişinin erken çocukluk döneminde yaşadığı bazı hadiseler onun ruhsal durumunu etkileyebilir. Anne babanın arasında yaşanan bir aldatma olayına tanık olan çocuk ilerleyen yaşlarda aynı olayın kendi başına da geleceğini düşündüğünden kendini koruma içgüdüsüyle aşırı sahiplenmeye, şüpheci olmaya başlayabilir. Eşini devamlı olarak takip ve kontrol eder, eşinin üzerinde bir baskı oluşturarak onu kaybetmeyeceğini düşünür. Aynı zamanda bir kişide aşırı kıskançlık durumunu ortaya çıkaran en önemli etken özgüven kaybı ve eksikliği olabilir. Kişinin özgüveninde düşme yaşandığı zaman kişi kendini önemsiz hissetmeye başlar ve sahip olduğu sevgiyi kaybedeceğini düşünür.

Aşırı kıskanma evliliği ne derece etkiler?

Net bir şekilde orta ve uzun vadede ilişkiyi bitirecektir. Kıskançlık daha başka problemlere de yol açar. Güven ve saygı kaybı yaşanır, sıcak ve samimi bağ azalır. Aşırı kıskanmayla birlikte oluşan güvensizlik kişide partnerini kısıtlama isteği doğurur. Eşinin telefonunu kurcalamak, habersiz iş yerine gitmek, her sohbetin altından başka anlamlar çıkartmak, iş arkadaşları ve hatta ailesi dahil olmak üzere kimseyle görüşmesini istememek, devamlı kıyafetlerini kontrol etmek aşırı kıskançlığın getirileridir. Bu durum kişinin gündelik hayatını da oldukça etkilemektedir. Gün içindeki bütün dikkatini partnerine yoğunlaştırır. Bu kişilerin en kısa zamanda uzmanlardan yardım alması gerekir.

 

Mahir Efe Falay
Hacettepe Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Psikoloji bölümünden 2006 yılnda mezun olmuştur. İstanbul Ticaret Üniversitesi Uygulamalı Psikoloji bölümünde yüksek lisans yapmıştır. Yabancı dili İngilizce olup YDS’den 83.75 almıştır. Mezuniyetinin ardından başlıcaları Aile Danışmanlığı, Cinsel Terapi, Bilişsel Davranışçı Terapi, Şema Terapi, Hipnoz ve Hipnoterapi ile Obezite ve Kilo Kontrolü olmak üzere çok sayıda eğitim almış ve yaklaşık 4 yıldır danışanlarla görüşmeye başlamıştır.İ.B.B. Engelliler Müdürlüğünde 6.5 yıl çalıştıktan sonra Şubat 2014′te Sima Psikolojik Danışmanlık Merkezinin kuruculuğunu yapmış ve kendi yerinde danışanlarla görüşmeye devam etmektedir.Bilişsel Davranışçı Terapi, Erteleme Hastalığı ve Sosyal Fobi, Cinsel İşlev Bozuklukları, Motivasyon Koçluğu, Şema Terapi, Obezite ve Yeme Bozuklukları, Psikolojik Danışmanlık, MS Danışmanlığı, Hipnoz ve Hipnoterapi çalışma alanları içersindedir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here