Hayatımızda Ölüm Ve Yas Süreci

Ölüm ve Yas Nedir?

Öncelikle bizleri en derinden sarsan ve hayatımızın bir bölümünü kaplayan, bir insanın belli bir süre hayatımızda yer almaması bizler için derinden sarsıtıcı ve düzenimizi bozan bir olay zinciridir. Ölüm (kayıp) dediğimiz kavram, canlılığını ve biyolojik olarak tepki verme süresini kaybetmeye denir. Bizler ise bu süreci kabullenmeye, hayatımızdaki insanların yokluğunu kabul etmeye ne kadar hazırız? Hayat akışımızda bizim kontrolümüzün dışında gerçekleşen ve bizleri derinden sarsan bu sürece yas süreci denir.

Yas süreci kayıp ardından verdiğimiz ilk tepkidir. Fakat bu sürece ayrılıklar da (karşımızdaki insanın hayatta olduğunu bildiğimiz, tekrar görebileceğimiz) zamanlarda dahildir. Yas süreci depresyon sürecine çok benzediğinden dolayı normal yaşamda çevre tarafından farklı algılanabilir fakat bu süreç normal ve kabul edilebilir bir dönemdir. Bu yüzden bireyin bu süreci yaşamasına olanak sağlanarak, bireye bu süreçte müdahalede bulunulmaz. Birey öncelikle bu süreci kendi içerisinde geçirmelidir.

Patolojik yas nedir?

Normal olarak kabul edilen yas süreci sağlıklı bir birey için ilk 6 ay normal kabul edilir. Fakat 6 aydan sonrasına hala ilk günki şiddetle devam eden yas, patolojik yas olarak kabul edilir. Patolojik yas (uzamış /kronik yas) bireyin gündelik yaşam aktivitesini etkilediği gibi birey için bu durumu daha da zorlaştırır. Bu süreçte birey kendini suçlamaya,kendini değersiz görmeye,ve intihar düşünceleri ile boğuşur. Patolojik yas kendi içerisinde de bir çok dala ayrılır. Karışık yas ; kişinin kayıp yaşadığı bireyin ardından en az 6 ay geçmesine rağmen gündelik yaşam işlevlerinin bozulmasıdır. İçerisinde tüm yas tiplerini (engellenmiş yas,gecikmiş yas, abartılmış yas, patolojik yas) gibi bir çok türü barındırır. Engellenmiş yas; yasa verilen tepkinin ya çok az ya da hiç olmaması durumudur. Bu yas tipleri çocuk ve yaşlılarda daha çok görülmektedir.Uzamış yas ise yas sürecinin ardından uzun bir süre sonra ortaya çıkmasıdır. Diğer bir yas çeşidi ise hipertrofik/aşırı büyüyen yas; yaşanılan en ağır yas sürecidir. Özellikle ağır (majör) depresyona neden olabilir. Son olarak meydana gelen travmatik yas sürecidir.

Travmatik yas nedir?

Bireydeki yas süreci içerisinde hem fiziksel olarak hemde bedensel izler bırakmasına neden olur. Bu süreçten sonra ise bu hasar doğrultusunda bu süreç artık travmatik yas olarak değil, TSSB (Travma sonrası stres bozukluğu) olarak adlandırılır.

Bunların dışında ise bilinmesi gereken bir diğer önemli detay ise yas sürecini ve kayba yönelik uyumu etkileyen faktörlerdir. Bunlardan bahsetmek gerekir ise burada ölen kişinin kimliği, ölen kişi ile aradaki bağ,ölüm biçimi,geçmiş kayıplar,kişilik özellikleri etkili olmaktadır.

DESTEK SÜRECİ -YAS TERAPİ-

Bu süreçte kişinin destek alması çok önemlidir. Özellikle yas süresinden 6 ay geçmiş ve kişide bu yas süresi artık gündelik işlevleri etileyecek düzeye ulaşmış ise destek alınması gerekmektedir. İlk olarak kullanılan yöntemlerden birisi yas terapisidir. Bu süreçte kişinin yas tutmasına izin verilir ve gerekli güvenli bölge oluşturulur. Danışanın kayıp ile ilgili çözülmemiş duygularını çözmek yası tamamlamak, danışanı normal hayata döndürmek temel amaçtır. Komplike yas belirtilerini bu süreçte azaltma imkanı buluruz. Bu terapide amaç yasın anlamlandırılması ve ayrılma çatışmasını önlemektir.

Bu süreçte kullanılan teknikler ise davranışı yeniden düzenlemek ve bilişsel süreçleri yeniden canlandırmaktır. Danışana ‘izin verme’ tekniği kazandırılır. Karşıt aktarım ile kişiyi kayıp yaşadığı birey ile tekrardan konuşturmak ve son aşamasında ise ona hoşca kal dedirtmek, vedalaşmak büyük bir kazanımdır.

BİLİŞSEL DAVRANIŞCI TERAPİ

Zihinsel olarak bilmek anlamını taşır. Buradaki amaç kişinin gündelik hayatındaki çarpıtılmış düşüncelerini düzenlemektir. En temelde kişi bu kayıptan kendini sorumlu tutar ve zihnini ise bu sürece tamamen odaklayarak gündelik işlevlerini iyice yerine getiremez olur. Bu terapide ise hedeflenen amaç kişiyi bu düşünceden kurtarmak ve danışanın kendine değer vermesini sağlamaktır.

Bu süreçte kullanılan teknikler ise genellikle TSSB (travma sonrası stres bozukluğu) ile aynıdır. Burada en belirgin olarak yüzleştirme tekniği kullanılır. Kişi kayıp yaşadığı kişinin fotoğraflara bakabilmeli,onun eşyalarına dokunabilmeli,ve en önemlisi bu durumu kabullenebilmelidir. Amaç bunu kazandırabilmektir. Bazen danışana ortam değişikligi sağlanırken bazen ise en temel kazanım yaşadığı ortamda bu durumu normalize etmektir.