Psikolog adaylarına tavsiyeler

Genç psikolog adayları yanıma toplanın. 2006 Hacettepe ve 2012 İstanbul Ticaret Üniversitesi klinik\uygulamalı psikoloji mezunu bir psikolog olarak geleceğiniz için önemli şeyler anlatacağım. Ben sizin yerinizdeyken kimse bana böyle anlatmamıştı. Ama ben size anlatabilirim ve anlatmalıyımda. İnsanlar ve özel olarak gençlerle psikoloji alanına karşı sorumluluk bunu gerektirir.

İyi bir psikolog olma yolunda herşey nasıl başlar?

Herşey lise yıllarında başlar. Lisede tüm ergenliğinizle beraber içinize bir psikoloji sevgisi düşer. Hayatı, insanları ve kendinizi keşfetmek istersiniz. Aynı zamanda hem kendinize hemde etrafınıza da yararlı olmak istersiniz. Vede özgün sayılabilecek bir meslek yapmak istersiniz. Sonuçta ergensinizdir ve kendinizi tüm üsttekileri yaparken “ooo” “hımmm” “vaay” dedirtecek bir meslekte görmek istersiniz.

Sonra üniversitenizi belirleyecek sınava girersiniz ve iyi kötü bir puan alıp psikoloji bölümü olan okulların birine girersiniz. Sonraki 4 yılda bol bol tecrübe, deneyim ve bilgi edinirsiniz. En azından edinmelisiniz. Çünkü okulunuz size ancak kitap bilgilerini verecek vede hocalarınız sizi bol bol şişirecek. Ancak gerçek hayat çok başka vede mezun olduğunuz günlerde bunu yoğunca hissedeceksiniz. Hissetmelisinizde. Zira gelişimin ilk şartı dibe vurmaktır derler. Ha eğer en baştan bunu görmüşseniz dediğim gibi ders dışında epey şey yaparsınız. Örnek: eğitimler (öncelikle BDT veya oyun terapisi mesela), STKlar, projeler, gönüllü girişimler, stajlar, klüpler…Bu konuda son olarak demeliyimki az önce saydıklarım bol bol yapılmalı. Çünkü bir daha o kadar genç vede sorumluluktan uzak olmayacaksınız. O yüzden o zamanınızı en iyi şekilde kullanın ve bol bol hem eğitilin hemde “hayatı yaşayın”

Sonra okulu bitirmiş halinizle en standart psikolog işleri önünüze gelecek. Özel eğitim, psikoteknik, huzurevi vs veya kpssyle devlete geçeceksiniz vede büyük ihtimalle rahatlığa alışıp psikiyatristlerin de gölgesinde kalıp boyunuz ne uzayacak ne kısalacak. Şu saniyede kendi yerinizi açıp da danışan kabul etmek ülkemizdeki boşluk nedeniyle mümkün olacaktır ama aslında büyük bir hata olacaktır. Kendinize sorun: Ne kadar piştim? Ve gidin pişin. Eğitimlere devam edin, STKlar da beraberinde devam etsin.

Ve yıllar sonra (kimisi hemen okulu bitirince yapar bunu) bir yüksek lisans programına kaydolup “Uzman psikolog X Y” veya “Klinik psikolog X Y” ünvanını alıp gerçek sorumluluğa ilk adımızı atın. Bu arada varoluşçu, psikodinamik, bütüncül vs gibi ileri eğitimleri de alıp üstte yazdığım hayatı yaşayınca da konu insanlara el uzatmakken kanımca herşeyden önemli olan “etik” ve “empati”, “saygı” gibi kavramları da bolca yaşayın.

Bu sayede danışanlara balık vermeyin. Balık tutmayı öğretin! Çünkü önlerinde sizden sonra yaşayacakları uzun bir hayat var ve size muhtaç olmamalılar. Ha seans odası dışında bir kariyer kuruyorsanız da kurallar pek değişmez. Sizler her durumda “ihtiyacı olan”a destek için oradasınız vede bunu layığıyla yerine getirin, temas ettiğiniz herkesin hayatında gülümseten izler bırakın.

 

Uzman Psikolog Mahir Efe Falay