Süper Kadın Sendromu / Flap Mag Dergisi

Bu ay ilk sayısı çıkan Flap Mag dergisinde çıkmış Süper Kadın Sendromu başlıklı yazım aşağıdadır. Okumakta zorlanırsanız en alttaki açık halini okuyabilirsiniz.

Süper Kadın 1.sayfa

Süper Kadın 2.sayfa

 

Günümüzde en az erkekler kadar kadınlar da iş hayatının içinde. Pek çok kadın aktif olarak çalışıyor. Çalışma hayatı kadınlar için erkeklerden daha fazla yük ve sorumluluk getiriyor. Toplumun kadından beklediği roller kadın çalışıyor olsa da azalmıyor. Özellikle toplumumuzda kadının okuması çalışması son yıllarda daha fazla kabul görmeye başladı. Öncesinde kadın için biçilen alan evi ile sınırlıydı. Bu yüzden eve, aileye varsa çocuklara dair sorumlulukların büyük bir bölümü hala kadınların üzerinde bu da kadınların üzerinde her şeye yetişmeliyim, her şeyi eksiksiz yapmalıyım baskısı oluşturuyor. Kadınlar birer süper kadın olmak için çabalıyor. Bir şeyler eksik kaldığında, yetişmediğinde kendilerini yetersiz ve eksik hissediyorlar.

İş hayatında yaşanan zorluklar;
Kadınlar iş hayatında yalnızca kadın oldukları için çok daha fazla mobbinge uğruyorlar. Seslerinin duyulmayacağını, duyulsada bir şey yapılmayacağını düşündükleri için bu konuda genelde son noktaya kadar sessiz kalmayı tercih ediyorlar. Bu sessizlik de mobbing yapana ekstra bir güç veriyor.
Kadın oldukları için iş hayatına girerken ve terfi gibi durumlarda ön yargı ile karşılaşıyorlar; “kadındır yarın bir gün evlenir kocası izin vermez çalışmasına bizi yarı yolda bırakır.” veya “Yarın bir gün hamile kalır işi bırakmak ister, istemesede en az 6 ay izni olur işleri aksatır.” gibi. Bu ön yargılar yüzünden de iş hayatına girmekte ve ilerlemekte çok ciddi sorun yaşıyorlar. Böyle olmadığını ispat etmek için ekstra çaba göstermek zorunda kalıyorlar. İş verenler bir üst pozisyon açıldığında çoğu zaman erkek çalışanı, aynı seviyedeki bir bayan çalışan yerine tercih edebiliyor.

Kadın yönetici olunca;
Kadınlar yönetici olduğunda kendilerini ispatlamak ve saygı kazanmak için olduklarından daha katı, sert ve disiplinli davranabiliyorlar. Bu alanda var olabilmek ve ayakta durabilmek için erkek gibi olmaya çalışıyor ve bir süre sonrada erkeksileşiyorlar. Üst düzey konuma gelmek egolarını da çok ciddi ölçüde büyütüyor. Çoğu zaman kadın bir yönetici ile çalışmak bütün bu sebeplerden erkek bir yönetici ile çalışmaktan daha zor olabiliyor. Kadın yöneticiler özellikle kendi altlarında çalışan kadınlarla daha fazla sorun yaşıyabiliyor. Onları kendilerine tehdit olarak görebiliyor.
Kişiler zorlu ve acı verici deneyimlerden geçtiklerinde genelde iki farklı tür davranış sergilerler. Ya yaşadıklarının acısını başkalarından çıkarırlar ve acımasız bir insana dönüşürler ya da yaşadıklarından öğrendikleri ile daha bilge, olgun ve kendi sınırlarını daha iyi bilen bir insan haline gelirler. İş hayatındada aynı şey geçerlidir. Tırnaklarıyla kazıyarak, pek çok zorluk ve sıkıntı atlatarak bir yere gelmiş ve çok emek vermiş bir kadın artık kendini korumaktan nasır tutmuş bir halde zorba bir yöneticiye dönüşebilir. Kabul etmek gerekir ki iş dünyası genel anlamı ile sert ve erkeksi bir dünyadır ve altında kalmak çok kolaydır.

İşte Profesyonel evde ev hanımı ikilemi;
Çalışan kadın için mesai işten çıkıp eve gelince bitmez. Aksine evde yeni bir mesai onu beklemektedir.  Evin sorumluluğu kadının üstündedir. Evde yardımcı bir bayan yok ise ev işleri çalışsada çalışmasada kadına bakmaktadır. Erkek işten döndüğünde genelde yemek yiyip ardından maksimum sofranın toplanmasına yardım ettikten sonra uzatıp ayaklarını dinlenmektedir. Oysa kadının daha yapması gereken işler onu beklemektedir. Bitmeyecek sonsuzlukta görünen işler kadını fiziksel ve psikolojik olarak yormaktadır. Bu yorgunluk öfkeye dönüşebilmekte ve öfkenin hedefi eş olabilmektedir.

Süper kadın olmaya çalışmak evliliği etkiliyebiliyor!
İş hayatı ile evliliği bir arada görürürken süper kadın olmaya çalışmak; mükkemmel çalışan, mükkemmel eş, mükkemmel ev hanımı, maalesef evliliği olumsuz yönde etkiliyor. Bu yorucu uğraş sonucu kişi maalesef ruhen ve bedenen çöküyor. Kendi içinde çatışmalar yaşamaya başlıyor ve bunu dışarıya yansıtıyor. Oysa kabul edilmesi gereken mükkemmel olmanın ulaşılamayacak bir hedef olduğu gerçeğidir. Yapılması gereken öncelikleri ve sınırları ne bir şekilde belirlemek her şeyden önce. İşte yaşanan hiç bir şeyi eve taşımamak. Burada sadece aktarmamak, gündeme getirmemekten de bahsetmiyorum. İşten çıktıktan sonra yaşananları tamamen o kapının ardında bırakmaktan bahsediyorum.
Süper olmadığınızı kabul edip mümkün olduğunca iyi olmaya çalışmak, ihtiyaçlarını karşınızdakine söylemekten ve yardım istemekten çekinmemekte oldukça önemli. İşleri öncelik sırasına koymak ve çok da önemli olmayanları dert etmemek, başkalarının sorunluluğunu üstlenmemek, açık bir iletişim kurmak üzerinizdeki yükü ve oluşabilcek öfkeyi azaltacaktır. Öfkelenmeyince ve iletişimde net olunca evliliğin içindeki küçük meseleler büyük krizlere dönüşmeyecektir.
Bu yüzden içinize atıp, her şeyi ben hallederim diye düşünüp güçlü süper kadın olmak yerine açık olun, konuşun, yorulduğunuz zayıf düştüğünüz zaman bunu içtenlikle kabul edip yardım istemekten çekinmeyin.

Hayat siz kendinize önem ve değer verirseniz size karşılığında aynı şekile davranacaktır. Siz kendinize saygı duyduğunuzda karşınızdakinden saygı görebilirsiniz. Kadın olmanın doğası içerisinde beklenen fedakarlık, sınırlarınızı korumayı başaramazsanız sizi tüketecektir. Uçakta yapılan “çocuklu yolcuların önce kendi maskesini sonra çocuklarının maskesini takmaları” uyarısı boşuna değildir. Siz iyi olmaz ve kendinize yeterince bakmazsanız bir süre içerisinde kimseye yardım edemez duruma gelmeniz kaçınılmazdır çünkü piliniz tükenecektir.

Tabloya birde çocuk eklenince! Çalışan anne olmak;
Çalışan kadın hamile olduğunu öğrendiği andan itibaren kafasında pek çok soru ve kaygı oluşmaya başlamaktadır. Ne zaman izne ayrılacak? Ne kadar izin kullanacak? Dönüş nasıl olucak? O işe döndüğünde bebeğine kim bakıcak? Çalıştığı için bebeği ile bağı nasıl olucak gibi milyon tane soru. Üstelik işe döndüğü ilk zamanlar pek çok anne oldukça yoğun özlem ve bebeğini bıraktığı için suçluluk hissi yaşayabilmektedir. Birde var olan sorumluluklarına anne olma sorumluluğu eklenmiş olmaktadır.
Burada bebek/çocuk ile geçirilen vakti en iyi şekilde, en verimli şekilde geçirmek sürenin uzunluğundan çok daha önemlidir. Çalışan anne bebeğe/ çocuğa bakım anlamında alabileceği tüm güvenilir desteği kabul etmeli ve bebeğin en büyük ihtiyacının koşulsuz sevgi, güven ve kabul olduğunu unutmamalıdır. İyi annelik çocuğuna hata yaptığında yargılamadan, sevgi ile rehberlik ederek doğruyu göstermek, ihtiyacı olduğunda yanında olduğunu hissettirmek ve güven duygusunu aşılamaktır. Çalışıp çalışmanın iyi anne olmakla alakası yoktur.

Kadın olmak bile çoğu zaman yeterince zor iken kurtlar sofrası denebilecek iş hayatında kadın olmanın pek çok zorluğu bulunmaktadır. Ancak sınırlarınızı yani kendi benliğinizi ve iyiliğinizi korumayı başardığınızda güçlendirici, olgunlaştırıcı ve özsaygınızı arttırıcı bir deneyimdir. Hayatta bir katkınız olduğunu hissettir ve özgüveninizi arttırır.