Bağımlılık Nedir?

” Bağımlılık ” kelimesi Latince “adamak; kendini başkasına adamak ” anlamlarına gelen “addicere ” kelimesinden türemektedir. Bireyin, fiziksel ve ruhsal olarak pek çok zarar görmesine rağmen bağımlısı olduğu maddeyi kullanmaya yada bağımlısı olduğu davranışı yapmaya devam etmesi durumudur. Bağımlılık (şiddetli madde kullanım bozukluğu) olan kişiler, alkol veya uyuşturucu gibi belirli bir maddeyi / maddeleri, hayatlarını devralacak noktaya kadar kullanmaya yoğun bir şekilde odaklanırlar. Hayatlarında sorun yaratacağını bilseler bile alkol ve madde kullanımına devam ederler.

Bağımlılığın bir sonucu olarak kişide, ciddi ruhsal ve bedensel sorunlar görülmekte olup bireysel düzeyde başlayan bu köleleşme bireyin tüm sağlığını, aile ve iş yaşamını tehlikeye düşürmekte ve toplumsal ağırlıklı birçok probleme bazen suça yol açabilmektedir. Depresyon, bipolar bozukluk, madde ve alkol kullanım bozukluğu, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, antisosyal kişilik bozukluğu, narsistik ve borderline (sınır) kişilik bozuklukları her türlü bağımlılığa sıklıkla eşlik eden psikiyatrik rahatsızlıklardır.Bağımlılık bir aile hastalığı olarak da kabul edilmektedir. Ailede bağımlı bir üyeye sahip olmak, çocukların bağımlı olmasının olasılığı fazladır.

BAĞIMLI KİMDİR?

Madde kullanan herkesin ‘ bağımlı’ olma riski vardır. Bağımlılık biyo-psiko-sosyal bir hastalıktır. Kişinin alışılmış olan herhangi bir ilaç veya maddeye karşı engellenmesi imkansız olan fizyolojik ve psikolojik ilgi duyması, alınan miktarın ve isteğin artması, alınmadığı zaman yoksunluk belirtilerinin ortaya çıkması ve ilaçsız ya da madde kullanmadan günlük yaşamın  sürdürülmesinin zorlaşması hatta imkansız hale getirilmesidir.

BAĞIMLILIK RİSKİNİ ARTIRAN FAKTÖRLER NELERDİR?

Bağımlılığı tek bir etken ile açıklamak zor. Bağımlılık, genetik ve çevresel faktörler başta olmak üzere birçok  faktörün sonucudur hatta birçok etken bir araya geldiğinde ‘bağımlılık’ oluşuyor. Bağımlılığa psikolojik açıdan bakarsak ; bireyin yaşamında meydana gelen travmatik olaylar madde,alkol,kumar ve internet gibi bağımlılıkların oluşmasına zemin hazırlıyor. Travma sonrası stres bozukluğu olan bir birey yaşadığı travmatik olayın üstesinden gelmek için alkol veya maddeye başvurduğunu, sosyal fobisi olan bir birey toplum içine daha rahat çıkabilmek için alkol bağımlısı haline gelebildiğini ya da sınırda kişilik bozukluğu olan  bir birey içindeki boşluk hissini doldurabilmek için alışveriş bağımlısı olabildiğini görebiliriz.

Bağımlılığa sosyal açıdan bakarsak; bireyin kendisini ve çevresini nasıl algıladığına bağlıdır. Örneğin, sosyal destek alamayan, aile yapısında sürekli kaos olan, ailesinin tutum ve davranışları baskıcı ya da umursamaz olan ve yaşadığı yerdeki sosyal imkanlar kısıtlı olan bireylerin bağımlılık geliştirme riski diğer bireylere göre daha fazladır.

Bağımlılığı sadece psikolojik ya da biyolojik olarak tek tek ele almak yerine daha önce de belirttiğimiz üzere bağımlılığı biyolojik, aile ilişkileri, akranlar ve çevre,  kullanılan maddeye ulaşabilme kolaylığı ,erken yaşta başlama ve kullanım şekli gibi birçok etkenin kombinasyonu söz konusudur.

BAĞIMLILIK TANISINI NASIL KOYARIZ?

  • Maddeyi arttırıyorsa
  • Yoksunluk belirtisi yaşıyorsa( kramp-depresyon) yaşıyorsa
  • Madde alınması ile rahatlıyorsa
  • Sorumluluklarını ihmal ediyorsa
  • Ruhsal,bedensel yada sosyal zarar yaşıyorsa

BAĞIMLILIĞI NASIL TEDAVİ EDERİZ?

Madde bağımlılığı yada diğer davranış bağımlılıkları tedavi edilebilir hastalıklardır.  Bir kişinin tedaviyi kabul etmedeki gönüllülüğü, yaşam olayları, aile ilişkileri, bağımlılığın şiddeti ve komplikasyonlarına göre zamanla değişir. Bu nedenle tek bir bağımlılık tedavisi yöntemi yerine kişinin içinde bulunduğu durum (biyolojik-psikolojik-sosyolojik) özelinde tedavi programları geliştirilmelidir.