Narsisizm

Narsisizm, herkesçe bilindiği üzere büyüklenmeci bir benlik algısının düşünce, duygu ve davranışlardaki yansımasıdır. Bu büyüklenmeci ve ben-merkezci tutum kişinin hayatının birçok alanında hüküm sürer. Kişi, dünyada çok özel ve önemli olduğu hissiyle her şeyi hak ettiğine inanır. Bu sebepten olacaktır ki sınırsız zeka, güzellik ve başarı fantezilerine çok sık rastlarız. Bu fanteziler kişinin gerçekliğiyle çoğu zaman örtüşmez. Gerçeklikle yüzleştirilmek bu delüzyonun son bulması için yeterli olmaz. Narsisistik desenler taşıyan kişiler bu büyük, hayran olunası, eşsiz benlik fikrine çoğunlukla sıkı sıkıya bağlıdırlar. Aksi bir dünya ya da bir gerçeklik onlar için kabul edilemezdir. Bu sebepten eleştiriye karşı oldukça hassastırlar.

Kişilerarası İlişkilerde Narsisizm

Narsisistik kişilik örüntülerine sahip bireyler kişilerarası ilişkilerinde sıkça problem yaşarlar. Bunun en büyük sebeplerinden biri taşıdıkları diğerlerinden sorgulanamaz bir biçimde üstün olduklarına dair inançtır. Çok özel ve önemli olduklarına dair bu inancı kendilerini diğerleri ile kıyaslayarak beslemeye çalışırlar. Diğerlerinden su götürmez biçimde üstün olduklarına inansalar da çevredekilerin de bunu gerçeklik olarak kabul etmesine ihtiyaç duyarlar. Herkes ne kadar özel ve önemli olduklarını bilsin isterler. Bu büyüklenmeci fantezitiyi paylaşmayanlara ise düşmanca olarak tanımlayabileceğimiz tavırlar sergilemekte çekince görmezler. Eğer diğerleri bu çok özel ve önemli kişilere “gereken” ve “hak ettikleri” hayranlığı sunmazlarsa bu kabul edilemezdir.

Narsisizmin ismini aldığı Yunan mitinde Narsisiskos kimseyi beğenmeyen bir kişidir. En sonunda ise aşkı bir gölün kıyısında kendi yansımasında bulur. Narsisistik desenler taşıyan bireylerin bu yansımaya “ihtiyacı” vardır. Ne kadar güzel ve eşsiz olduklarını yansıtması için diğer insanlara bağlıdırlar. Eğer diğerleri onlara o üstünlüğü ve önceliği göstermezlerse basitçe kıskanıldıklarını düşünmeleri oldukça olasıdır. Diğer bir senaryoda eşsiz ve önemli kişi algıları zedelenirse depresyon deneyimlemeleri de oldukça muhtemeldir.

Bu desenleri taşıyan kişi diğerlerine başarılarını, maddi varlıklarını ve güzelliklerini yoğun bir biçimde anlatıp sunacaktır. Bu noktada diğerleri tarafından kibirli, ukala, burnu büyük olarak tanımlanabilirler. Bu üstünlük hissinin altında desenleri taşıyan kişinin inandığı oranda güç, zeka ve üstünlük olmaması muhtemeldir.

Sağlıklı Aralıkta Narsisizm

Kendini özel ve önemli görmek bir oranda herkes için gerekli ve kabul edilebilirdir. Günlük hayatın dinamiğinde ve uzun süreli planlarda kendimizi sevmek bize avantaj sağlar. Bu kendini sevme ve önemli görmeyi sağlıklı aralıktan ayıracak ilk nokta empati olacaktır. Yaşantımızı tek başımıza sürdürmemiz büyük oranda mümkün değildir. Bu yaşantıyı sürdürme işinde diğerlerinin duygularını dikkate almak ve olabildiğince destekleyen bir tavırda davranmak gerekmektedir. Diğerlerine karşı büyüklenmeci, görmezden gelen, duyarsız tavırların sonuçları karşı taraf için yıkıcı olabilmektedir. Örneğin, insanlardan yardım istemek sağlıklıyken, bir nevi kullanıp atmak sağlıksız aralığa düşebilir. Minnettarlık hissi ve teşekkür etmek sağlıklı bir güvenle var olmaktadır.

Dışarıda her zaman bizden daha iyi ve daha kötü olanlar vardır. Bu gerçekliğin kendimize olan sevgi ve güveni kırmaması gerekir. Çünkü bu oldukça olağan bir durumdur. Bu gerçekliğe dair bir kanıta denk geldiğimizde nasıl davrandığımız bize dair önemli ipuçları verir.  Sağlıklı aralıkta barındırdığımız güven ve kendimize yönelik sevgi diğer insanlarla beraber büyüme duygusunu doğurur. Bir konuda bizden daha iyi birini gördüğümüzde o kişiye karşı düşmanca hisler beslemek bizi sağlıklı aralıktan ayırabilmektedir. O kişiyi “alt etmeyi” devamlı olarak düşlemek ise basitçe zaman kaybıdır. Aynı şey bizden bir konuda daha az iyi olduğuna inandığımız kişi için de geçerlidir. Bu durum, bahsedilen kişiye karşı aşağılayıcı ve duyarsız tavrı meşru kılmayacaktır. Diğerlerine karşı duyarlı ve şefkatli tavırla beraber kendimize karşı beslediğimiz güven ve sevgi bizi büyütür.