Aşk Hayatında Sosyal Fobi

0
34

Sosyal fobinin sosyal hayatımızdaki etkisinin büyüklüğünü biliyoruz. Peki bir sosyal fobik aşk hayatında nasıldır? Yakın arkadaşlıkları nasıl kurar? Nasıl davranır? Aşkını nasıl yaşar? Ne yer? Ne içer? Aşk ve sosyal fobi arasındaki ilişkiyi incelediğimiz bu yazı umarız size fayda sağlayacaktır.

Sosyal Fobik İnsanın Yakın Arkadaşlığı

Yazımıza başlamadan önce aslında dibine kadar sosyal fobik bir insanın ‘‘Ben sosyal fobik değilim, benim birkaç tane arkadaşım var.’’ dememesi için şunu hatırlatmak isterim: Sosyal fobi yakın olduğunuz kişilere karşı kendini göstermeyebilir. Zaten doğuştan samimi olduğunuz veya tanışmanızın 2-3 yıl sürdüğü insana karşı sosyal fobik olmamanız oldukça doğaldır. Bu rahatsızlık daha çok yeni girdiğiniz veya kalabalık olan ortamlarda kendini gösterir. Yeni bir ilişki kurmak ve yeni ortamlara girmek bu kişi için zaten oldukça zordur. Yani iletişim kurmak zorunda olduğun kişileri çıkarttığında hayatında pek de ‘yeni tanıştım’ diyebileceğiniz kişi yoktur. Hasbelkader tanıştığınız yeni insanlara karşı da hep: ‘Acaba ne düşündü? Ne hissetti?’, ‘Bakışlarımdan rahatsız oldu mu?’ gibi kovulmaz sorular zihninize hücum eder. Sürekli bir şeyleri zihniniz olumsuz yönleriyle varsayar. Bu sebeptendir ki yeni bir insanla tanışması ve yeni bir aşka yelken açması oldukça zor olur.

Sosyal Fobiğin Aşk Yaşaması İmkansız mı?

Sosyal fobik bir insanın ilişkisi olamaz mı? Tabi ki olur. İmkansız değildir ancak iki taraf için de tatsız ve yıpratan bir durumdur. Size ve etkileşim kuracağınız kişiye zarar verir. Bu durumun öncesinde sosyal fobik birey sürekli olumsuz düşüncelere teşne olduğu için ilişki kurmak, bu ilişkiyi yürütmek, bir şeylere davet etmek veya davete icabet etmek onlar için oldukça zordur. Rezil olmaktan ve kontrolü kaybetmekten o kadar korkarlar ki hiç kalkışmamayı, evde tek başına sıkıntıdan patlamaya yeğlerler.

Sosyal fobiklerin en zorlandığı durumlardan biri aşk işleridir. Çoğu zaman hoşlandığı/aşık olduğu kişiye bunu söyleyemez bile. Günlerce, aylarca hatta belki yıllarca bu aşkı içinde büyütür ve içinde olumsuz varsayımlarla mutsuzluğunu pekiştirir. İnsanların onu anlamayacağını, yargılayacağını düşünür. Buna rağmen teknolojiyle birlikte iyice asosyelleşenve sosyal fobisi pekişen insanoğlu doğası gereği kendisini tamamlayacak, gönlündeki boşluğu dolduracak birini arar. Ancak bu boşluğu doldurmak için atılması gereken adımları atmak konusunda hep korku ve endişe duyarlar. Kurduğu veya kuracağı ilişkilerde düşünülmedik, üzerinden geçilmedik tek bir nokta dahi bırakmazlar. Ve bu noktaların çoğu olumsuz yöndedir. Bu da ortaya anlaşılması güç bir insan ortaya çıkarır. Her iki taraf da yavaş yavaş yıpranır.

Sosyal fobik insan ilişkisinde neler yapar?

SF’li bir insan genelde insanın olduğu, insanlarla etkileşim kuracağı ortamlardan uzak durur. Genelde vaktini evde geçirir ve geçirmek ister. İnsan içine çıktığı nadir günlerde belirli yerlere belirli kişi/kişilerle gider. Gittiği mekânlar bir elin parmağını geçmez. Buda gün geçtikçe monotonluğa sebep olur ve ilişkide sorunlar oluşturur. Çünkü bir ilişki sadece evde, sadece tek bir kafede, belirli bir grup içinde yaşanan bir durum değildir. İlişki bir zaman sonra monotonluğu kaldıramayabilir.

İki sosyal fobik sevgili olursa?

Böyle bir ilişkinin kurulması oldukça güçtür. Kendi kapalı dünyalarında, kendi küçük çerçeveleriyle yaşamaya alışıklardır. Değişimlere, esnekliklere son derece dirençli olurlar. Doğru olan ilişki tipi; çiftlerin birlikte ve ayrı ayrı hayatlarının olmasıdır. Bir hayat sadece 70-90 metre karelik alanda yaşanmaz. Bu şekilde bir hayat patlamaya hazır bir bombadır. Ki patlama genelde kaçınılmazdır.

Sosyal medyada aşk ve sosyal fobi

Herkes içinde yaşadığı dünya harici bir de sanal dünyada kendine şahsiyet oluşturur. Bu şahsiyetler onlar modemlerle, telefonlarla bağlandığında nefes alıp verir. Bir nevi sanal bir şahsiyet diyebiliriz buna. Peki, bu sanal şahsiyetin sanal bir aşkı olabilir mi? Ne kadar sağlıklı olur? Cevabı hepiniz biliyorsunuz. Sosyal medya asla yüz yüze görüşmenin, konuşmanın yerini tutmaz. Unutmayın ki siz bir bilgisayarcının elinden çıkan kodlar değilsiniz. İlişkinizi bir programcı programlamadı. Bu dünyada duygu aktarımı her zaman az ve yanlış olur. Çünkü sosyal medya karakterle sınırlıdır, gerçekte ise böyle bir sınırlama yoktur. İstediğinizi istediğiniz yüz ifadesiyle anlatabilirsiniz. Ki yapılan araştırmalar insanların en çok karşı tarafın kokusundan etkilendiğini göstermiştir. Peki sizin programcınız bunu yapabilir mi? Koku aktarımı?

Çözüm ne olabilir?

Öncelikle; farkında olmak sorunu çözmeye sizi bir adım daha yakınlaştırır. Ve bunun için yeni adımlar atmak size kabuğunuzu kırmanızda yardımcı olacaktır. ‘Varsaymak’ sosyal fobinin en büyük özelliğidir, artık varsaymayın. Harekete geçin. Bunu yaparken şunu unutmayın; karşı tarafın sizden bir farkı yok. Onlar da sizin gibi bazen hataları bazen kusurları olan insanlar. Ve saygısızlık boyutuna geçmeden bir insanla tanışmak veya tanışmak istemek gayet doğal ve olası şeylerdir. İnsanlarla tanışmaktan çekinmeyin. ‘En kötü ne olabilir ki?’ diye sorun. Tanıştığınız her insan size yeni bir şeyler öğretecektir. İtiraf etmekte yarar var ki; sosyal fobi yardım alınmadan aşılması güç bir durumdur. Kararlı olun! Eğer tek başınıza aşamayacağınızı düşünüyorsanız bir uzmandan yardım alın.

 

Kendinize çok iyi davranın. Sevin! Sevilmenize izin verin. Kendinizi sanal veya daracık dünyayla sınırlandırmayın. Unutmayın yardım isterseniz sizin için hep burada olacağız…

Mahir Efe Falay
Hacettepe Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Psikoloji bölümünden 2006 yılnda mezun olmuştur. İstanbul Ticaret Üniversitesi Uygulamalı Psikoloji bölümünde yüksek lisans yapmıştır. Yabancı dili İngilizce olup YDS’den 83.75 almıştır. Mezuniyetinin ardından başlıcaları Aile Danışmanlığı, Cinsel Terapi, Bilişsel Davranışçı Terapi, Şema Terapi, Hipnoz ve Hipnoterapi ile Obezite ve Kilo Kontrolü olmak üzere çok sayıda eğitim almış ve yaklaşık 4 yıldır danışanlarla görüşmeye başlamıştır.İ.B.B. Engelliler Müdürlüğünde 6.5 yıl çalıştıktan sonra Şubat 2014′te Sima Psikolojik Danışmanlık Merkezinin kuruculuğunu yapmış ve kendi yerinde danışanlarla görüşmeye devam etmektedir.Bilişsel Davranışçı Terapi, Erteleme Hastalığı ve Sosyal Fobi, Cinsel İşlev Bozuklukları, Motivasyon Koçluğu, Şema Terapi, Obezite ve Yeme Bozuklukları, Psikolojik Danışmanlık, MS Danışmanlığı, Hipnoz ve Hipnoterapi çalışma alanları içersindedir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here