Evleniyor muyum?

Evlilik hayatımızın en önemli dönüm noktalarında biridir.  Hayatımızı paylaşacağımız kişiyi seçerken kendimizi ve eş adayımızı bu konuda hayal kırıklığına uğratmamayı istediğimiz için stres yaşarız. ‘Acaba evlilik yolunda ilerlemeli miyim?’, ‘Bu kişi benim için doğru mu?’, ‘Artık özgür olamayacak mıyım?’ gibi sorular kafamızı meşgul eder. Yaşadığımız bu stres çok normaldir. Yeni bir yaşama geçmenin verdiği heyecan bu dönemin doğal stresidir.

Doğal olan stresin ötesinde ev kurma ve düğün hazırlıkları sırasında bazı tatsızlıklarda sıklıkla yaşanıyor. Aynı zamanda bu dönemde evlenecek çiftin veya ailelerin arasında yaşanan gerginlik ve çatışmalar çiftin ilişkisinde ve aralarındaki duygusal bağda onarılması güç yaralar açarak evliliğin geleceğine gölge düşürebiliyor.

İŞBİRLİĞİ İÇİNDE HAREKET EDİN

Evliliğe hazırlık süreci pek çok detayı içinde barındırıyor ve kültürel alışkanlıklar, örf ve adetler bu detayları daha da yoğunlaştırıyor. Düğün nerede yapılacak, evlenecek çiftler nerede oturacak, oturacakları ev hangi aileye daha yakın olacak, ev döşerken eşyaların alınmasında hangi taraf neyi karşılayacak, ne kadar takı takılacak, düğüne kaç kişi çağırılacak, takılar kimin ailesinde emanette duracak vs… Pek çok şeyin planlanması ve üzerinde uzlaşılması ve hatta bunların birçoğunda birlikte, işbirliği içinde hareket etmek gerekir.

İLETİŞİM DİLİ ÖNEMLİ

Bu kadar detay ve farklı fikirler içinde çatışmaların doğması kaçınılmazdır. Yaşanılan çatışmaların büyük sorunlara ve sonuçlara yol açmaması için, evlenecek çiftin ve ailelerinin dikkatli olması, birbirlerinin sınırına saygı göstererek biz bilinciyle konulara yaklaşmaları yararlı olacaktır.

Sürecin iyi bir şekilde yönetilebilmesi için çiftin ve tarafların arasında açık bir iletişim olmalıdır. Beklentiler, tercihler ve koşullar, sınırlılıklar açık ve net bir biçimde konuşulmalıdır. İletişim doğru kurulmadığı zaman, doğal sayılabilecek pürüzler büyük çatışmalar doğurabilir. Bu hazırlıklar sırasında istenilen ve yapılan şeylere yüklenen anlamlar önemlidir. İstenilen bir durum gerçekleşmediğinde bunu önemsenmediğine ve verilen değerin azlığına bağlamak duruma negatif anlam yüklemek gerginliğe yol açar. Bazen de karşı taraftan gelebilecek faklı bir fikir ve öneri ilişkide kontrol ve dayatma gibi algılanabilmektedir. Olumsuz ve rahatsız edici bir durum yaşandığında, durumun istenmediği gibi gittiğinde susmak ve görüş belli etmemekte doğru değildir. Negatif anlamlar yükleyip hemen tepkisel tavır geliştirmek de sorun çözücü değil, tam tersine olayları büyütücü bir yaklaşımdır. Zamanında konuşulup çözülebilecek problemleri üstü kapatılıp ertelendiği zaman ilişkilere gerginlikle devam edilir ve daha büyük problemlere zemin oluşturur.

İki taraf da olaylarda art niyet aramaz ve uzlaşmacı bir diyalog oluşturup işbirliği ve dayanışma sağlayabilirse aslında stres değil, yeni bir oluşumun içinde olup katkı sağlamanın tatlı heyecanı yaşanacaktır. Bunun için de ilişkilerde iyi niyet kuralı ile hareket etmek, karşı tarafın bir eksiği veya hatası varsa bunun çözümü ve telâfisine yönelik sorumluluklar alabilmek evliliğin sağlam temeller üzerine başlamasını sağlayacaktır.

POZİTİF YÖNLERE ODAKLANIN

Evliliğin pozitif yönlerine bakın. Bundan sonra yalnız değilsiniz. Tüm zorlukları birlikte aşabileceğiniz bir arkadaşınız, hayatın acı ve mutlu tüm anılarını paylaşacağınız bir partneriniz, sizi sizden başka düşünen ve seven bir eşiniz olacak.