Evlilikte aileler ve adaptasyon süreci

Evlilikte bir dış etken olarak aile olgusu

İnsan hayatının önemli bir bölümüne etki eden evlilikler; sağlıklı, mutlu ve uzun bir ilişki
beklentisiyle kurulurken, neden yıllar geçtikçe travmatik boşanmaların bir başlangıcı haline
dönüşüyor? Son dönemlerde artan boşanma oranlarıyla birlikte, mutlu evliliği engelleyen
faktörler konusundaki araştırmalar da artış göstermiştir. Şaşırtıcıdır ki oranlara baktığımızda, ikili dinamiklerdeki sorunlar kadar, dış etkilerin evlilikte yarattığı tahribatlar da gözümüze çarpıyor. Araştırmalara göre, ülkemizde eşin ailesinin aile içi ilişkilere karışması nedeniyle boşanma oranı %22,7’dir. (TUIK,2016). Geçmiş yılların aksine, evlilikten sonra büyüklerle oturmak yerine çekirdek aile olarak yaşama daha çok tercih edilmesine rağmen, oranlar bize bunun büyük bir fark teşkil etmediğini gösteriyor.

Evliliğin İlk Yılları Nasıl Geçiyor?

Evliliğin ilk yılları, adaptasyon sürecini içerir. Sadece iki kişi arasındaki değil; kişinin
kendi ailesiyle ve eşinin ailesiyle ilişkisini düzenlemesi, bazen rollerini kolay
benimseyememesi ve iki ailenin farklı dinamiklere alışması süreçlerini de kapsar. Evlilik
içinde bireyler kendilerini yemek yeme alışkanlığından, yaşam stili ve hayat görüşüne kadar
sürüklenen farklı bir dünyanın içinde bulabilirler. Sonuç olarak bireyler her ne kadar ruh ikizi
olduklarını düşünseler de farklı ailelerde yetişmişlerdir. Ayrıca, evliliğin beraberinde daha
fazla sorumluluk getirmesi ilk zamanlar kişilerde bir baskı oluşturabilir. Burada esas olan
nokta aile kurumuna saygıdır.

Ailelerin kişiler arasındaki ilişkiyi düzenleme çabası ve çocuklarının kurduğu aileyi kendilerininkinin bir uzantısı olarak görmeleri, bu adaptasyon sürecini zorlaştırır. Ailelerinin evlilik konusundaki farklı görüş ve gelenekleri taraflar arasında zamanla ikilem oluşturur ve zamanla eşler kendilerini kendi ailesinin savunucusu olarak bulabilir. Ailesine sıkı sıkıya bağlı kişiler evlilikten sonra bunun sürmemesi düşüncesiyle kaygı yaşayabilir. Değişikliklere karşı vücudumuzun verdiği ortak tepki, strestir nihayetinde.

Ailenin ilişkiye etkileri nelerdir?

Fakat bunun etkisi baş etme durumumuza bağlı olarak iyi ve kötü olarak ayrılır.
Kişiler üzerindeki bu baskı ve stresle beraber gelen dış müdahalelerin evliliğe yansıma
süresi tahmin edersiniz ki uzun sürmeyecektir. Gün sonunda, biz birken ne ara iki ayrı taraf
olduk? Farkındalığı ve duygu düzenlemesi kurtarıcıdır. Diğer önemli nokta ise ailelerin
evlilik dinamiğine saygı duyması ve kabullenmesidir. Çocukları için en iyi hayat idealiyle
hareket eden ailelere karşı kırıcı olmadan eşinizle ilişkinizi onlardan bağımsız tutabilme yolu
açık iletişimdir. Sınırlar olmadan bir aile oluşturulması ve sürdürülmesi oldukça zordur.

Diğer bir önemli konu ise eşlerin ailelerine karşı eşitliği sağlamasıdır. Her iki tarafın, örneğin
ziyaret önceliklerini, kendi ailesinden yana kullanmak istemesi sürekli huzursuzluk
yaratacaktır. Karar verirken önem kriterine göre değil durumsal faktörlere göre karar
verilmelidir. Ayrıca, eve gelen misafirler, evin dekorasyonu, yapılan yemekler eşler arası
ortak kararlar sonucu şekillenmelidir. Bahsettiğimiz gibi kurulan her ailenin düzeni farklıdır
ve kendi dinamiklerini içerir. Bunun dışında, dışarıdan müdahale kabul edilemeyeceği gibi
eşlerin birbirinin ailesine olan müdahaleleri de yanlıştır. Arabuluculuk dahil, her türlü
müdahaleden kaçınılmalıdır. Herkes kendinden ve kendi ailesinden sorumludur. Kısacası
problemler açık iletişim ile çözülmeli ve kişilerin biricikliğine saygı duyulmalıdır.

Tüm bunların özetinde, evlilik içinde dış faktörlere karşı kilit noktalar: karşılıklı saygı,
mahremiyet ve sınır bilinci, ve açık iletişimdir. İlk zamanlar, farklı dinamiklerde yetişmiş iki
bireyin evliliğe alışması yeterince zorken, dış müdahaleler bu süreçte sadece tahribat yaratıcı etkenlere dönüşmektedir.. Bu ikilemleri zararsız atlatmada esas olan ben, o yerine bizi kullanabilmektir.