İlişkilerimizde Varsayımların Önemi

Varsayım, doğruluğu kanıtlanmamış olmasına rağmen doğruymuş ve gerçekmiş gibi kabul edilen düşünce demektir. Bilimsel yöntemlerde buna hipotez deriz ve bu hipotezi sınama şansımız vardır. Bir varsayımda bulunur ve onun doğruluk değerini mantıksal bir çerçevede açıklamaya çalışırız. Günlük hayatımızda ve ilişkilerimizde de varsayımlarda bulunuruz. Ancak bilimsel çalışmalarda olduğu gibi bunu sınamayız. Örneğin, “Beni sevseydi benimle birlikte şimdiye kadar beni arardı” ilişkilerimizde sık sık bulunduğumuz bir varsayımdır. Ancak bunu test edemeyiz ve ilişkilerimizde problemlere neden olur bu.

İlişkilerimizdeki bu varsayımların birbirinden farklı Kaynakları vardır. Medya, arkadaş ve aile gibi bizim dışımızdaki kaynaklardan kaynaklanıyor olabilir. Çoğunlukla bu dış kaynaklardan aldığımız mesajları bağlamının dışına çıkararak veya yanlış anlamlandırarak ediniriz bu varsayımları. Ya da ilişkilerimizde karşı tarafla düşünce ve duygularımızı doğrudan konuşup paylaşmadığımız için de çeşitli yanlış varsayımlar üretiriz. Halbuki varsayımlarımız ilişkilerimiz üstünde oldukça etkilidir, onları değiştirir, dönüştürür ve şekillendirirler. Çünkü temelde hakkında tamamen Bilgi sahibi olmadığımız bir şeyi bir gerçekmiş gibi kabul eder ve üstüne ilişkilerimizi kurarız. Böylece ilişkinin diğer yanındaki insandan da kendini ifade etme hakkını alır ve ona kendini anlaşılmamış ve değersiz hissettirebiliriz. Ve böylece “kendini gerçekleştiren kehanet” gerçekleşir ve  karşımızdakini varsayımımızı doğrulatacak şekilde davranmaya kışkırtmış oluruz. Korktuğumuz başımıza gelir…

Öyleyse gelin yaptığımız dört yaygın varsayıma bi göz atalım:

  1. Eğer beni seviyorsan ne düşündüğümü bilirsin.

Sevdiklerimizin bizim aklımızdan geçenleri, hissettiklerimizi bileceğini, bilmesi gerektiğini varsayarız. Ve eğer bilmiyorsa o zaman bizi yeterince sevmediğini varsayarız. Oldukça yanıltıcı olan bu varsayım nedeniyle ilişkilerimiz yıpranır. Halbuki aklımızdan geçen her şeyi ya da hissettiklerimizi kimsenin tam olarak bilmesine imkan yoktur. Ancak bunları içtenlikle öğrenmeye ve bizi anlamaya istekli sevgi ilişkisi kurduğumuz insanlar vardır.

  1. Yalnızca “a” ya da “b” yapmış olsan herşey daha güzel olabilir.

Bu varsayımda sanki herşey tek bir öncüle bağlıymış gibi varsayarız. Halbuki herşey bizim kontrolümüzde değildir ve hayat bizim sandığımızdan daha karmaşıktır. Birşeyin birbiriyle karmaşık ilişkiler içinde olan bir çok nedeni vardır ve tüm bunları bilmemiz imkansızdır. Dahası tek bir şeye odaklanarak herşeyi olduğundan daha basit hale sokmaya ve ilişkimizi tek boyutlu hale getiriyoruz.

  1. Önceliğin ben olmalıyım.

Karşımızdakinin kendi özel alanı olduğunu ve kendi kişisel yaşamı da olduğunu unutmamalıyız. Kendimizi bir başkasının hayatının merkezine koymaya çalışmak ve ondan tüm dikkatini öncelikle bize yöneltmesini istemek karşımızdakinin sağduyusuna ve duygularına saygı göstermediğimizin ve yalnızca kendi ihtiyaçlarımıza odaklandığımızın bir göstergesidir.