Kaybetme Korkusu Gündelik Hayatımıza Etkisi

kaybetme korkusu

Bu yazımızın konusu hepimizin belki bir dönem hissettiği belki içinden çıkılamayacak bir hal alan kaybetme korkusu üzerine. Bizi korkutan şeylerin arasında kayıp, çoğu zaman korkutucu olanı olarak görünür. Bazen bu korku o kadar büyür ki, günlük hayatınızda kendinizi istemsiz olarak bunu düşünürken bulursunuz. Ne zaman nefret ettiğiniz işinizi bırakmayı düşündükten hemen sonra, bir daha finansal olarak garantide olamayacağınız ya da tutkunuzu kaybedeceğiniz fikri zihninizi meşgul ettiğinde,

Ne zaman kötü bir ilişkiyi bitirmeyi düşündüğünüzde, o kişiyi bir daha geri getirme şansınızın olmadığı ya da başka kimseyi bulamayıp yalnız kalacağınız düşüncesiyle baş başa kaldığınızda,

Ne zaman hayatınızla ilgili büyük bir karar almak zorunda olduğunuzda, eski risksiz ve rahat yaşamınıza bir daha kavuşamayacağınız korkusuyla boğuştuğunuzda,

Ne zaman günlük hayatınızda: bunu yapmazsam, birinin saygısını kaybeder miyim? Bunu yapmazsam kendimi kaybeder miyim?  Bunu söylersem beni sevmekten vaz geçer mi? Gibi sorulardan içimizden geldiği gibi hareket edemediğimizde; kaybetme korkusuyla, saç diplerimizden ayak uçlarımıza kadar stres sizi sardığını hissedersiniz. Bu kaybetme korkusunun günlük hayatımıza etkisidir.

Kaybetme Korkusu

Kaybetme Korkusu Nedir? Psikoloji Üzerinden Nasıl Bir Etkisi Var?

Tabi ki her şey dozunda güzel olduğu gibi, stres de dozunda olduğu sürece hayatımızda olumlu etkiler yaratır. Fakat yukarıdaki ve benzeri korkular dozunu aştığında sorunlar anksiyete bozukluğuna kadar varabilir.

Peki, kaybetme korkusu hayatımızı neden bu kadar etkiliyor? Bu, kişinin yaşadığı kültürle oldukça ilişkili olan bir olgudur.

Hofstede (2011), dünya çapında uygulanabilir ve aile yaşamı, çocuk yetiştirme uygulamaları, eğitim, istihdam ve sağlık uygulamaları gibi yaşamın tüm yönlerine yansıyan kültürel boyutları tanımlamıştır. Bu sınıflandırmanın bir kısmında ise belirsizlikten kaçınma endeksinden bahsetmiştir. Bu özelliğin yüksek olduğu toplumlarda riskten ve belirsizlikten kaçınma ve günlük rutininden uzaklaşmama durumu söz konusudur. Bunun yanında önemli bir faktör olarak anne ve baba tarafından yetiştirilme tarzı gelmektedir. Erken çocukluk yıllarında hayatın tehlikelerle dolu olduğu şeklinde yetiştirilen kişiler, insanlara güven duymayı unutur. Ya da tek başına bir iş yapmasına izin verilmeyen -çoğu zaman olası tehlikelerden koruma amacıyla- çocuklarda sadece anne ve babaya bağımlılık gelişmiş olabilir. İleri yaşlarda yaşanan olaylarda, bu duyguların yerleşmesine etki edebilir. Kişilerde özgüven eksikliğinin olması, başkalarına bağımlı olarak yaşamasını, dolayısıyla bu kişileri kaybetme korkusu yaşamalarına sebep olabilir. Bu düşüncelerin sürekli olarak kişide olması, ruh halini etkileyerek, kalıcı bir hale dönüşür. Bunlar dışında bireysel faktörler olarak, sosyo- ekonomik durum, önceki travmatik deneyimler, sosyal çevre vb. etkilidir.

Kaybetme Korkusu Nasıl Geçer? Nasıl Baş Edebiliriz?

Peki kaybetme korkusuyla nasıl baş edebiliriz?  Öncelikle varlığımızın başkalarına bağlı olduğu düşüncesinden sıyrılmak için kendi iç dünyamızla iletişim kurabilmemiz gerekir. Hobi edinmek, spor yamak, sevdiğiniz ve sevmediğiniz şeyleri keşfetmek, tercih ettiğiniz yaşam stilinizi ve kişiliğinizi çözümlemek, en önemlisi tek başınıza bir şeyler yapmak/başarmak oldukça yardımcı olacaktır. En fazla ne olabilir ki? Sorusu da oldukça önemlidir. Sonunda yaptığımız değil yapmadığımız şeylerden pişman olmak her zaman daha olasıdır.

Kısacası, değişim her zaman stres yaratır, fakat bu stresi iyiye ya da kötüye çevirmek bizim elimizdedir. Hayatımızda kaybetme korkusu hüküm sürdüğünde içinizden geldiği şekilde o anı yaşayabilmek imkansız hale gelir. En değerli an şimdiki andır.