Korona ve Panik Bozukluk

Salgın her geçen gün hayatımıza olan etkisini arttırırken insanların yaşadığı kaygılar panik atak şeklinde kendini gösterebilir. Panik bozukluk rahatsızlığına sahip kimselerde yaşadığımız olağanüstü durumun tetiklemesiyle panik ataklar görülebilirken daha önce panik atak yaşamamış kişilerde de stres ve kaygı etkisiyle bu durum görülebilir. Salgın koşullarında virüse yakalanma endişesi, iş, okul gibi sorumlulukların geleceğinin belirsizliği, sevdiklerimizden fiziksel olarak uzak kalmamız gibi sebepler kaygımızı arttıran unsurlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Bazı durumlarda ise insanların içinde bulunduğu koşulları yorumlayışları, çevrelerini algılayış biçimleri farklıdır. Karşılaştıkları zor bir durumu olduğundan daha fazla, abartarak, varsayımlarda bulunarak değerlendirebilirler. Bu durumlarda da kaygının yoğun şekilde yaşanması söz konusu olabilir. Bu da panik atakları tetikleyebilir. İçinde bulunduğumuz Korona salgınında da hepimiz aynı riskleri yaşarken bu durumun doğurduğu sonuçları farklı şekilde değerlendirebilmekteyiz.

Panik Bozukluk Nedir?

Panik bozukluk kişinin üst seviyede kaygı yaşaması sonucunda, bireyin yaşamının günlük akışını etkileyen, kişinin işlevselliğini kaybetmesine neden olan bir bozukluktur. Panik bozuklukta, panik ataklar görülür. Panik ataklar kişinin yaşadığı yoğun kaygı sebebiyle aniden nefessiz kalma, boğuluyormuş hissi, baş dönmesi, baygınlık, bulantı, titreme, çarpıntı yaşaması gibi durumlardır. Panik ataklar geçici bir süreyle yaşanan durumlardır. Panik atakların şiddeti ve süresi farklılık gösterebilir. Panik ataklar farklı durumlarda görülebildiğinden sınıflandırılmıştır. Tetikleyici bir olay olduğunda görülen panik ataklar beklenen panik ataklardır. Panik bozukluğu olan bir insanın stres seviyesini yükselten bir ortama girmesi durumunda bu kişinin o ortamda bulunmadan önce panik atak yaşayabileceği olasılığı tahmin edilebilir. Bazen ise hiçbir tetikleyici olay olmadığında da insanlar panik atak yaşayabilir. Bunlar önceden kestirilemeyen, beklenmedik panik ataklardır. Bu durum panik bozukluk tanısı konulabilmesi için önemli bir ölçüttür. Çünkü panik bozukluk tanısı almamış bir kişi de yoğun stres ve kaygı yaşayabileceği bir ortama girerse panik atak yaşayabilir. Buradaki önemli nokta ise içinde bulunulan durumun stres etkeni olarak karşımıza çıkmasıdır. Stres unsuru ortadan kalktığında problem kalmamaktadır. Peki, tüm yaşamımız stresten muaf, olağan seyrinde mi devam etmektedir? Bu sebeple stresle başa çıkma ve problematik durumlarda çözüme nasıl ulaşabileceğimiz üzerine düşünmek faydalı olacaktır.

Nasıl Başa Çıkabiliriz?

Bir kere yaşanılan panik atak durumu panik bozukluğunuzun olduğunu göstermese de kaygı seviyenizin sürekli yüksek olması panik bozukluğa kadar giden bir sürecin başlangıcı olabilir. Öncelikle panik atak durumunda yapılması gereken burundan derin nefes alıp ağızdan vermektir. Bu şekilde nefesimizi düzenleyerek panik atak durumunun geçmesini kolaylaştırabiliriz. Panik atağın geçici bir durum olduğunu hatırlamaya çalışmak da faydalı olabilir.

Panik ataklar sık yaşanmaya başlandığında ya da belirli bir nedeni olmayan, aniden gelişen panik ataklar yaşandığında ise bir uzmana görünmek sağlığınız için önemlidir. Öncelikle kendi yakın çevrenizden başlamak üzere içinde bulunduğunuz ortamları ve bu ortamlarda etkileşime girdiğiniz kişileri düşünerek stres ve kaygılarınızı arttıran etkenleri araştırmak yararlı olabilir. Kaygı ve strese sebep olan durumların farkına varmak bunları düzeltmek ve problemleri çözüme kavuşturmak adına atılması gereken ilk adımdır.

Sorunlarınızla tek başınıza mücadele etmek zorunda değilsiniz. Kendi başınıza başa çıkmakta zorluk çektiğiniz, psikolojik desteğe ihtiyacını olduğu durumlarda bir psikolojik danışma merkezine müracaat etmek faydanıza olacaktır. Salgın durumu ya da herhangi bir sebeple evden çıkmak istemediğinizde ise online psikolojik danışmanlığın mümkün olduğunu unutmayın. Kendi evinizde ya da bulunduğunuz herhangi bir ortamda internet erişiminiz olduğu sürece online psikolog yardımı alabilirsiniz.