Obsesif Kompulsif Kişilik Bozukluğu

Kişilik Bozukluğu Nedir?

Kişilik bozukluğu, bireylerin düşünsel, duygusal ve davranışsal yaşantılarında ve kişilerarası ilişkilerinde deneyimledikleri, içinde bulundukları kültürden görülebilir bir seviyede farklı ve kalıcı örüntülere verilen isimdir. Bu örüntülerin bozukluk olarak değerlendirilmesinin sebebi, bu esnek olmayan ve kalıcı düşünce, duygu ve davranış yaşantılarının, kişinin hayatını sağlıklı bir şekilde deneyimleyebileceği esneklik ve dayanıklılığa ket vurması ve hayatının en azından iki farklı alanında problemlere sebep olmasıdır.

Kişilik bozuklukları genel olarak üç kategori altında incelenir. Obsesif-kompulsif kişilik bozukluğu ise C kategorisi dahilindedir. Bu kategorideki örüntüleri çok temel olarak korkulu ve kaygılı olarak tanımlamamız mümkündür. Kişilik bozukluğu olarak tanımlayabileceğimiz kalıcı davranış desenlerine sahip bireylerin, bu karakteristik özellikleri büyük çoğunlukla ergenlik dönemi yahut genç yetişkinlik dönemlerinde edindiklerini söylemek mümkündür. Tanı içinse, mevzubahis davranış desenlerinin, başka bir hastalık, madde kullanımı, fiziksel durum sebebiyle ortaya çıkmamış olması gerekmektedir. Bununla birlikte kişilik bozukluğu örüntülerine sahip bireylerin, birden fazla kişilik bozukluğuna sahip olması, duygu-durum bozuklukları deneyimlemeleri de mümkündür.

Obsesif Kompulsif Kişilik Bozukluğu Nedir?

Obsesif kompulsif kişilik olarak tanımlayabileceğimiz bireylerde karakteristik olarak zihinlerinin mükemmeliyetçilik, düzenlilik ile meşgul olduğunu söyleyebiliriz. Kendi içlerinde ve diğerleriyle olan ilişkilerinde de bir çeşit kontrol sahibi olmak adına çalışırlar. Zihinleri her şeyin yerinde ve kendi belirledikleri standartlara ve etik ilkelere uygun gerçekleşmesinin gerekliliği ile meşguldür. Bu özelliklerini iş hayatlarında gözlemlememiz oldukça kolaydır. Sosyal yaşam, eğlence, gerekli olan dinlenme zamanı pahasına iş ve üretkenliğe kendilerini adadıklarını söylememiz mümkündür. Mükemmeliyetçi eğilimleri en uç noktada işlerini yapmaktan onları alıkoyabilir. Bazen işin detayları ve belirledikleri standartlarda yapılması oldukça önemlidir. Obsesif kompulsif bozukluk aralığında davranış desenlerine sahip bireyler başkaları ile onların uygun gördüğü şekilde çalışmamaları halinde, çalışmamayı tercih edebilir yahut bu fikre direnç gösterebilirler.

Obsesif Kişilerin Hayatındaki Zorlantılar

Din ve içinde bulundukları kültürden bağımsız kendilerine ait bir ahlak anlayışları olduğunu söyleyebiliriz. Bazı eylemler dini, kültürel hatta yasal boyutta sakıncalı ya da yasaklı olarak görülmese de kendi ahlaki mantıklarında “kötü” olarak yer alıyorsa onlar için uygulanmaması neredeyse zorunlu, bir kural gibi algılanabilir. Sınavdan birkaç gün önce çok çalışmış, iyi bir not almış ve bahsettiğimiz kriterlere uygun bir öğrenci olduğunu varsayalım. Bu öğrenci hiçbir şekilde yasak olmamasına rağmen sınavdan hemen önce çalışmanın sınav notunu manipüle ettiğine, eğitim düzeninin böyle olmaması gerektiğini düşünerek kendisini başarı hissinden mahrum bırakabilir. Çünkü öğrenciliğin, bu kişinin kendi içindeki kuralları bunu gerektirir.

Para konusunda hem kendileri için hem de dışarıdaki insanlara karşı cimri davrandıklarını söyleyebiliriz. Parayı biriktirilmesi ve saklanması gereken bir şey olarak görebilirler. Bunun geleceğin belirsizliğine karşı tahammülsüzlük ve yine bir çeşit hazırlıklı olma, kontrol altında tutma olarak değerlendirmemiz mümkündür. Uzun süredir kullanmıyor oldukları, hiçbir anlamı ve değeri olmayan eşyalarını atmaktan ya da başkasına vermekten kaçınabilirler.

Katı ve inatçı insanlardır. Yaşamın içindeki her şeyi ya hep kötü ya da hep iyi olarak algılama eğilimi gösterirler. Bu tipten katı ve değiştirilmesi zor düşüncelerin, yaşamın içinde hemen her zaman problem yaratacağını söylememiz mümkündür. Çünkü yaşam her zaman çok daha karmaşık deneyimlerin bulunduğu uzun süreli bir akıştan ibarettir. Bu tipten yaklaşımlar yaşam anlayışımızı daraltacağından, yaşamamızı idame ettirmemiz için gerekli olan esneklik ve yaratıcılıktan bizi alıkoyar ve geniş bir çapta başa çıkma mekanizmaları geliştirmemize engel olurlar.

Önceki İçerikYas ve Ölüm
Sonraki İçerikVajinismus
Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji bölümünden 2002 yılında mezun olmuştur. Ticaret Üniversitesi’nde Uygulamalı Psikoloji Yüksek Lisansı yapmıştır. 2 yıl Gestalt Terapisi eğitimi almıştır. İstanbul Psikodrama Enstitüsü’nde Psikodrama Eğitimi almaktadır. Bu eğitim kapsamında Bireysel Psikodrama eğitimini tamamlamıştır.