Ölüm Korkusu Nedir?

Ölüm, canlının yaşam faaliyetlerinin sona ermesidir. Ölüm, farklı toplumlarda farklı şekillerde algılanmaktadır. İnsanlar öleceğinin farkında olan tek canlıdır. Bu bağlamda ölüm, aynı toplumdaki insanlarda da farklı tepkilere neden olabilmektedir. Birçok kişi ölümün kaçınılmaz son olduğunun bilincindedir. Bazı kişiler ölümü yaşamın tamamlayıcısı olarak görürken bazıları için ise ölüm korkulacak, kaygı uyandıracak bir sondur. Kimi insan, ölümü kabullenir ve hoş karşılarken, kimi ölümden nefret eder ve korkar. Ölüm korkusunun, hayatın ve neslin devamı için her bireyde belli bir miktarda olmasının normal olduğu fakat kontrol edilemediği durumlarda bir probleme dönüştüğü kabul görmektedir.

Ölüm korkusuna neden olan faktörler nelerdir?

  • Belirsizlik ve yalnızlık korkusu
  • Acı çekme korkusu
  • Ölüm sonrası cezalandırılma korkusu
  • Bedenini kaybetme ve yok olma korkusu
  • Geride kalanlar için endişelenme
  • Yakınlarını yitirme korkusu

Bu maddeler ele alındığında, insanların ölümlerinin nasıl olacağını bilmemeleri ve ölüm sonrasının belirsiz olması insanlarda kaygı ve korku yaratmaktadır. Ölümle sonuçlanan hastalıklar ya da dini inançlar göz önünde bulundurulduğunda, ölümün acı verici bir durum olduğu algısı da ölüm korkusuna sebep olan bir diğer faktördür. Kendi ölümü ile birlikte, arkasında bırakacağı kişiler için kaygı duyma ve endişelenme de ölüm korkusunu artıran durumlardan biridir. Bunlara ek olarak, kendi ölümü dışında yakınlarının ölümü de insanlarda kaygı ve korku yaratan bir durumdur.

Ölüm korkusu ile başa çıkmak…

Korku nesnesi olan ve yüzleşilebilen bir durumdur. Ölümü anlamlandırma şekline göre ölümden korkma olasılığı değişkenlik göstermektedir. Ölüm kimi için stres kaynağı iken kimi için ise stresten kurtulmanın bir yolu olarak görülebilmektedir. Ölümü hiçlik ve yok oluş olarak algılamak, ölüm korkusunu artırmakta ve daha fazla strese sebep olmaktadır. Yaşamı ve ölümü bir bütün olarak algılamak ölüm korkusu ile baş etmek için iyi bir yoldur. Yaşamı ve ölümü bir bütün olarak algılamak, sorumluluk almayı, yaşamın zenginliğini fark etmeyi ve mutlu olmayı sağlamaktadır. Bu durumun ön koşulu ise, ölümü yaşamın bir parçası olarak algılamaktır. Varoluşçu görüşe göre, ölüm gerçeğinin bilinmesi ile insanlar daha anlamlı ve daha dolu bir hayat yaşamaktadır. Ölüm düşüncesinin olumlu tarafını görmek ne kadar zor olsa da, yaşamın bir gün sonlanacağını bilmek, geçirilen günlerin daha anlamlı olmasına ve bireyin yaşama uyum göstermesine katkı sağlamaktadır. Ölüm korkusu, biyolojik olarak her zaman var olmaya devam edecek olmakla birlikte, ölüm korkusunun kontrol edilebilirliğine ve ölümü anlamlandırma şekline bağlı olarak bireylerin hayatını olumlu etkileyebildiği görülmektedir.

Paylaş :
Yorum

Yorum Yap

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir